Neil Tyson’ın Bilim-İnanç İlişkisine Yorumu

Futurism/Jolene Creighton

Neil deGrasse Tyson’ın bilim ve inanç karşı karşıya geldiğinde düşüncelerinin sert olduğu bir sır değil. Ona göre bilim nesneldir. İnandığınız ya da inanmadığınız bir şey değildir; kabul ettiğiniz ya da kabul etmediğiniz bir şeydir.

Dubai’de gerçekleşen Dünya Hükümetleri Zirvesi’nin açılış gününde, Tyson, dünyanın şu anki durumunu, neden bazı ulusların bilimi reddettiğini ve bu uluslar bilimi reddetmeye devam ederse karşılaşacağı korkunç sonuçlarla ilgili konuşmuştu.

Tyson’a, dünyanın dört bir yanındaki devletlerin bilimle ilgili yaptıklarının, insanlara tanınan imkanlara, sağlam bir fen eğitimine dayandığının sorulması üzerine, dünya devletleri arasındaki bilimsel çalışma imkanlarının “çok eşitsiz” olduğunu söyledi. Çünkü global olarak bilim ve teknolojiye bir ülkenin ne kadar yatırım yaptığı, ülkenin sahip olduğu fonlara, ayırabildiği veya ayırmak istediği bütçeye göre değişir.

“Bence bir araştırmanın size nasıl yardımcı olacağı tam olarak açık değilse, o bilimsel araştırmayı finanse etmek biraz lüks kaçabilir” diyor Tyson. “Bilgi uğruna bilgi edinme” amacıyla yola çıkmak bilimsel ilerlemeyi mümkün kılmaktadır. Çoğu zaman gelişmeler, rastlantısal şekilde gerçekleşir.

Haklıdır da. Lazerlerden elektriğe, X-ışınlarına kadar bilimsel gelişmeler her zaman birilerinin tam olarak ne yaptığını bilmesinin sonucunda ortaya çıkmamıştır. Tyson, ulusların ne zaman ve nerede olursa olsun bilime büyük yatırım yapmalarının önemli olduğunu belirtiyor. Bir şekilde yatırımların sonucu farklı bilimsel gelişmelere gebe kalabilir.

“Bilim ve teknolojideki yenilikler, yarının ekonomisinin çarklarını oluşturur. Eğer ekonomiyi umursamıyorsanız STEM alanındaki yatırımları da ciddiye almıyorsunuz demektir.”

Tyson, sorunlardan biri olarak devletin başındaki insanların bilimi takdir etmedikleri veya bu alanda çalışmalara yatırım yapmaya hevesli olmadıkları bir durumda, çözüme ulaşmak için 10-20 yıl araştırma gerektirecek bilimsel çalışmaları finanse etmeye de istekli olmayacaklarını söylüyor.

Bu nedenle ulusların, devletin başındaki insanların tercihlerine bağlı olmadan sabit ve yeterli meblağda bilim için ayrılmış bütçeleri olmaları gerektiğini söylüyor. Ulusun başına kim gelirse gelsin, bu bütçeyi olumlu bir şekilde kullanmalı ve devam eden bir gelenek haline gelmeli.

Ulusların kişisel ya da kültürel inançlarının bilim ile buluştuğu noktadaki engelleri nasıl aşabileceği tartışılırken – gen düzenleme, evrim vs. – Tyson güçlü bir duruş sergiledi.

“Eğer ortaya çıkan bir bilimsel hakikatin doğru olmadığını söyleyen bir inanç sisteminiz varsa bundan vazgeçmelisiniz. Eş zamanlı olarak ikisinin birlikte yürümesi zor olur. Biri, diğeriyle savaşır ve problemler çıkarır.”

Tarih kitaplarında bu çatışmanın çok kez gerçekleştiğini görmek kolay. Din, Dünya’nın evrenin merkezi olduğunu söylerdi. Din, evrimin bir efsane olduğunu söylerdi. Dindar bireylerden hala bu inançlara sahip olanları vardır ancak çözüm, insanların kendilerine sunulan nesnel gerçekliği kabul etmelerini beklemek, kendi içlerinde bunun değerlendirmelerini yapmalarını istemek ve doğru sonuca ulaşmalarını ummaktır.

kaynak

futurism.com/neil-degrasse-tyson-belief/