Kurumlarda İnovasyon Nasıl Ölçülür?

Bugün artık işletmeler adına deyim yerindeyse bir zorunluluğa dönüşmeye başlayan inovasyonun nasıl ölçüldüğü, bir merak konusu olarak karşımızda durur. İnovasyon, yapısı gereği birçok değişkenin rol oynadığı girift bir süreç olduğu için, şeffaf ölçümlemeler oluşturmak pek kolay değildir. 

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından bugüne kadar yenilikçi yaklaşımları merkezine alan inovasyonun ölçümlerine dair yeni yeni teknikler geliştirilmektedir. Bu içeriğimizde, Makers Türkiye’nin de hizmet verdiği alanlardan biri olan inovasyon ölçümünün detaylarına bakmaya çalışacağız.

İnovasyon Ölçümü Nedir?

İnovasyonun temel mantığını ve işleyişini kavrayamayan kurumlar için elbette inovasyon ölçümü de pek bir şey ifade etmeyecektir. Genişlemeci etkiler yaratan inovasyon, teknolojik araçları aktif bir şekilde kullanır ve temelde yenilikçi fikirlere, yenilikçi çözümlere odaklanır. İnovasyonun en önemli özelliklerinden bir tanesi, vücut bulduğu alandaki uyum etkisidir. Bu anlamda inovasyonun uygulandığı alanlarda, tüm katılımcıların kendisine uyum sağlaması konusunda itici bir güç oluşturur. 

İnovasyonun bir diğer önemli özelliği de daimi olması, belli bir süreklilik içermesidir. Yaşam kalitesini artırmaya yönelik bir yaklaşım biçimi olan inovasyonu, bir tür problem çözme süreci gibi görebiliriz. Kurumlara ve kurumlarda yer alan bireylere hem ekonomik hem de sosyal anlamda yarar sağlayan inovasyonun şeffaf ve doğru bir şekilde ölçülmesi, süreci yönetmek adına oldukça önemlidir. Bu tip ölçümler, bir sonraki adıma dair planların temelini oluşturur ve doğru geri bildirimler yaratılmasını sağlar.

İnovasyonun esasen somut bir olgu olması, ölçümleme yapmayı da zorlaştırmaktadır. Bu açıdan sürekli yenilenmeye ve bu yönde stratejiler uygulamaya çalışan bir firmanın en doğru ve keskin ölçüleri yakalaması hiç de kolay değildir. Geleneksel ölçüm yöntemlerinin yeniden üretilmesi, yenilikçi yaklaşımları merkezine almış bir kurum için pek de doğru olmayacaktır. 

İnovasyon ölçümlerinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi adına kurumun gelişimini sağlayan çözümlerin doğru şekilde tanımlanması belirleyicidir. İnovasyon performanslarını ölçmede her daim yeni ve teknoloji merkezli teknikler geliştirilmektedir. Bu tip ölçümlerin yapılması ve düzenli olarak raporlanması, yeni inovasyon girişimlerini de teşvik etmektedir.

İnovasyon Ölçümü

İnovasyon ölçümü konusunda geçmişten bugüne farklı teknikler oluşturulmuştur. Örneğin ilk yaklaşımlardan bir tanesi AR-GE verilerinden yararlanmaktır. Yenilikçi araştırmalar için yapılan harcamalar, gerçekleştirilen projeler ve faaliyetler, tüm bunlar için çalışan insan sayısı, ayrılan saat vs. inovasyon ölçümleri için basit veriler olarak ele alınabilir. Ancak inovasyon ölçümü kesinlikle bu donelerle sınırlı değildir.  Sürecin çok boyutlu olmasından dolayı AR-GE istatistikleri büyük ölçüde eksik kalacaktır.

İnovasyon ölçümlerinde tercih edilen bir diğer yöntem de patent istatistikleridir. Patenti bir nevi ödül sistemi olarak düşünmek mümkündür. Patent sistemlerinin en ciddi artılarından birisi, yeni teknolojilere dair niteliksel ve niceliksel düzeyde pek çok bilgi akışı sunmasıdır. Yine de patent verilerinin bazı handikapları söz konusudur.  Burada veriler inovasyondan ziyade icada ait göstergeler sunar. İnovasyonda ticari fayda ön planda olduğu için her icat, inovasyon kapsamında değerlendirilmeyebilir. 

İnovasyon ölçümlerinde kullanılan bir diğer yöntemse anketlerdir. Burada iki ana yaklaşımdan söz etmek olasıdır. Birincisi; firma faaliyetlerine, girdi ve çıktılara odaklanan subject yaklaşım, ikincisi ise teknolojik yenilikleri öncelik olarak gören object yaklaşımdır. Her iki yaklaşımın da kendi ölçülerinde belli avantajları söz konusudur. Bunları aynı zamanda hedef yaklaşımı ve konu yaklaşımı olarak da tanımlamak mümkündür.  Hedef yaklaşımında inovasyonun etkileri ele alınırken konu yaklaşımında kurum içinde inovasyon faaliyetlerini teşvik eden, olumlu ya da olumsuz etkileyen etkenler analiz edilir. 

Adım Adım İnovasyon Ölçümü

Kurumlarda inovasyonun başarılı olup olmadığını ölçmek adına mutlak suretle öncü göstergelerin tanımlanması gerekir. İnovasyon girişiminin olası etkilerini ölçmek adına, bu aşama, olmazsa olmaz olarak kabul görür. Burada ne tür faaliyetlerin yenilikçi yaklaşımları temsil ettiği açıkça belirtilmelidir. Performans göstergeleri bu konuda anlaşmaya varıldıktan sonra ölçülebilir. 

Örneğin denenen yeni fikirlerin toplam sayısı, büyük girişimleri tetikleyen yenilikçi fikirlerin oranı, bağımsız fikirler oluşturmak adına harcanan saatlerin toplam sayısı, yenilikçi proje sayısı, yenilikçi projelerin başarı oranı, yeni teknolojileri kullanan proje sayısı,  değişimlerden kaynaklı olarak oluşan gelir vs. bu süreçte bir done olarak analiz edilir.

İnovasyon ölçümlerinin ikinci büyük adımı, ne tip teknolojilerin ya da yaklaşımların tercih edildiğidir. Yenilikçi teknolojilerin bazen söz konusu işle, doğası gereği örtüşmediği de bilinir. Bu anlamda teknolojik tercihlerin kurumla olan uyumu değerlendirilmelidir. Teknoloji hizmetlerinden ve iş birimlerinden personeller yenilikçi teknolojiler konusunu tartışmak adına bir araya getirilir. Bu tartışmada amaç, yenilikçi teknolojinin desteklediği girişimlerin listesini hazırlamaktır. Projeler kiraya verilirken, teknolojinin mevcut teknoloji ya da yenilikçi teknoloji olup olmadığı sorusu daha net karşılık bulmaya başlar.

İnovasyon ölçümünde sonraki adım, hangi iş alanlarının bugünkü piyasa içinde etkili olduğunu ya da olmadığını belirlemektir. İnovasyonun her daim yeni teknolojiyi içermek zorunda olmadığını anımsatalım. Kullanılan aynı teknolojik araçlarla dahi mutlaka farklı yaklaşımlar geliştirilebilir. 

Tüm bu adımların sonrasında; öncü göstergeler sunmak adına, nesnel önlemlerin detaylı bir raporu çıkartılır. İnovasyon ölçümlerinde her daim yenilikçi metrikler söz konusu olabilir. Tüm bu süreçleri yakından takip eden Makers Türkiye ile kurumunuzun inovasyon ölçümleri noktasında profesyonel iş birlikleri gerçekleştirebilirsiniz. Detaylı Bilgi

Size ulaşmamız için aşağıdaki formu doldurun.