Design Sprint Kullanan Şirketlerin Hikayeleri

Design Sprint’in ne olduğunu ve nasıl yapıldığını daha önceki yazılarımızda açıklamıştık. Bu yazımızda ise Design Sprint kullanan şirketlerin hikayelerine yer verecek, böylelikle bir nevi Design Sprint’in önemini ortaya çıkarmış olacağız.

Share The Meal

21. yüzyılı yaşamakta olan dünyanın ileri ülkeleri için ilgili ülkenin sınırları dâhilinde çözülmesi gereken ilk sorun olmasa da sınırlar genişletildiğinde belki de bir numaralı sorun, açlık. İşte bu noktadan bakan BM Dünya Gıda Programı (UN World Food Programme -WFP) bir uygulamayı hayata geçirir: Share The Meal. Gelelim, bugün günlük çok cüzi bir miktar ayırarak ihtiyaç sahibi çocuklarla “yemek paylaşımı” yapmaya olanak sunan uygulamanın Design Sprint sürecine:

Sebastian Stricker, Share The Meal’in kurucusu, dünyadaki açlığı teknolojiyi kullanarak daha hızlı bir biçimde bitirmeyi amaçlar ve amaca yönelik şeffaf bir çözüm üretmek için yola çıkar. Açlık probleminin boyutu düşünüldüğünde projenin bir an evvel hayata geçmesi mühimdir ve bu nedenle şirket, süreci hızlandıran Design Sprint’i kullanır.

Şirket sadece başlangıç aşamasında değil, aynı zamanda uygulama işlerlik kazandıktan sonra, her üç ayda bir Design Sprint’i kullanmaya devam eder. Bunu yapmadaki amaçlardan biri, karşılaşılan zorlukların üstesinden kısa süre içinde gelmektir. Bu yazıda, Share The Meal’in zorluklardan biri olan bağışların artırılmasına yönelik çözüm üretme amacıyla Design Sprint’i kullandığı süreç ele alınacaktır.

Şirket ilk başta, aktif olarak çalışan uygulamayla ulaşılan ihtiyaç sahibi çocuk sayısının artırılması için açık ve net bir hedef belirler: “Bağış miktarını artırın.”. Bu hedefe bağlı olarak da şu soruya odaklanır: “Bir günlük bağış yapanlar, bir haftalık bağış yapmaya teşvik edilebilir mi?”. Bu soruya cevap arayacak ekip üyeleri, tüm kilit isimleri bünyesinde barındırır. CEO, karar verici rolünü üstlenir.

Ekip, ayrıntılı çözüme yönelmek için Design Sprint Rehberi’nde açıklanan dört parçalı eskizi kullanır ve onlarca fikir üretir, daha sonra storyboarding egzersizleri yapar. İki temel bağış ekranı oluşturur ve böylelikle bir gün gibi kısa sürede eskizin somutlaştırılmasına oldukça yaklaşır. Sırada test aşaması vardır. Altı kişilik bir kullanıcı grubuna yapılan testler ardından prototipin ürün hâline getirildiğinde başarılı olacağından emin olunur. Bununla birlikte, fark edilmemiş sorunlar da ortaya çıkar ve bu sorunlara hızlıca müdahale edilir.

Sonuç itibarıyla bir hafta içerisinde doğru sonuçlara ulaşılır ve gerekli güncellemeler ardından aynı ay içinde küçük bir kullanıcı grubu tekrar sürece dâhil edilir ve başarı garanti altına alınır. Artık, bağış miktarı (süreye bağlı olarak) artacaktır!

KLM-Hollanda Kraliyet Hava Yolları

Söz konusu hava yolu endüstrisi olduğunda tüm güncellemeler işin içindedir ve bu nedenle “teknolojiye uyum”, görece daha çok zaman alır. İşte hava yolu ulaşımı deneyimindeki iyileştirmelerin süresini kısaltmak ve çalışan deneyimini yeniden tanımlamak için dünyanın en eski ticari hava yolu firması KLM, X-Gates adlı bir departman açar.

Design Sprint kullanan departmanın Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda konumlanmış olması, çözüm önerilerinin anlık olarak, dünyanın dört bir yanından gelen müşterilerle test edilmesine olanak sunar. Bununla birlikte, düzenin olağan akışının bozulmamasının sağlanması vb. durumların da işi zora soktuğu doğrudur ancak KLM profesyonelliğiyle bunun üstesinden gelir.

Farklı birimlerden toplanan ve X-Gates çatısı altında bir araya gelen altı kişi, Stefano Serafinelli önderliğinde, dört gün boyunca yoğun olarak çalışıp Design Sprint’in tüm adımlarını tamamlar.

Sonuç itibarıyla ortaya, çalışanlardan geri bildirim toplama noktasında kullanılacak yeni bir araç çıkar. Bununla birlikte toplanan bilgilerin yönetilmesi ve kullanılması noktalarında da iyileştirme sağlayacak tasarım test edilip başarıyla tamamlanır.

Henkel

1876 yılında kurulan ve bugün dünya genelinde faaliyet gösteren Henkel de KLM gibi çalışan deneyimini iyileştirmek için Design Sprint’i kullanır.

Henkel Amerika’da gerçekleştirilen BT Departmanına yönelik bu çalışmada ilk adım olarak dünyanın farklı bölgelerinden seçilen sekiz kişilik bir ekip kurulur. İşbu çalışma kapsamında daha sonra hedef ve sorular belirlenecektir. Bunun için de gelecek iki yıllık süreçte Henkel’in çalışmasının kusursuz olup olmadığı tartışılır. Tartışma, iyi sonuçlardan kötü sonuçlara doğru kaydırılır; yani, engellere. Bu kapsamda hedef olarak “Tüm Henkel noktalarında, 10 çalışana sahip O365 konusunda uzman bir KOBİ vardır.” belirlenir. Sorularsa KOBİ bulunabilir mi, onların bilgileri eğitimlerle güncel tutulabilir mi ve onlara destek olunabilir mi, olarak ortaya çıkar.

Çalışma grubu ikiye ayrılır. İlk grup KOBİ bulmaya yönelik çözümlere, ikinci grup KOBİ eğitimleri ile desteklerine yönelik çözümlere odaklanır. Eskizler oluşturulduktan sonra prototip belirlenir ve test üstünde karar kılınır. Bir gün sonra, storyboard, Power Point’e taşınarak geliştirilir ve röportajlar için hazırlanır. Son gün, cuma ise test yapılır ve başlangıçtaki soruların tamamı için olumlu yanıtlara ulaşır. Bundan sonraki süreçte iş birliği alanı oluşturulur ve kayıtların sayısı gözlemlenir.

Hikayeler elbette burada sunulandan çok daha çok. Burada andığımız Design Sprint kullanan şirketlerin hikayelerinin her biri hedef noktasında birbirinden ayrılıyor olsa da ortak olan şu: Design Sprint ile başarıya ulaşma zamanı bir hayli kısalıyor!

Siz de kendi başarı hikayenizi yazmak için Design Sprint hakkında detaylı bilgi edinme ihtiyacı duyuyorsanız Makers Türkiye’ye ulaşın.

Kaynaklar

Size ulaşmamız için aşağıdaki formu doldurun.