Cooper’ın Persona Yaratma Atölyesine İçeriden Bir Bakış!

Kullanıcı deneyimi ve hizmet tasarımı gibi konuların proje oluşum süreçlerinin başında nasıl kritik bir role sahip olduğunun günümüzde daha iyi anlaşılması, bu alanda verilen eğitim ya da danışmanlık hizmetlerini de önemli ölçüde genişletiyor.

Merkezi San Francisco’da yer alan Cooper şirketi, tam anlamıyla birendüstri devi olarak görülen Alan Cooper ve eşi Sue Cooper önderliğinde kurulmuştur. Etkileşim tasarımına odaklanan ilk şirketlerden biri olan Cooper, Silikon Vadisi çatısı altında çalışanlar da dahil olmak üzere pek çok profesyonelle iş birliktelikleri oluşturmuştur.

Cooper, insan merkezli metotlarını, “amaca yönelik tasarım” şeklinde tanımlıyor. Şirket çok uzun zamandan bu yana etkileşim tasarımından görsel tasarıma dek pek çok belirleyici konuda eğitimler vermeyi sürdürüyor. Cooper esasen markaların ürün ya da hizmet anlamında yeni fırsatlar oluşturabilmesine yardımcı oluyor. Bu eğitimlere katılım gösteren Eeva Ilama isimli kursiyerin deneyimlerinden yola çıkarak persona kavramına ve tasarım geliştirme aşamalarına farklı açılardan bakmaya çalışacağız.

Cooper, Persona Yaratmadaki Sorunlara Odaklı

Cooper tarafından verilen eğitimler temel olarak tasarım süreçlerinde, personaların pratik biçimde uygulandığı aşamalarda, şirketlerin baş etmek durumunda kaldıkları problemlerle baş etme yöntemlerine odaklıdır. Her ne kadar personalar, ürün tasarımının olmazsa olmaz bir parçası olsa da ne yazık ki günümüzde hala bu kavrama dair oturmayan noktalar söz konusudur. Bu da personalara dair içinden çıkılması zor karmaşalar yaratmaktadır. Örneğin oluşturulan profil tipleri arasındaki farklar, zaman zaman tasarım personellerinin işini zorlaştırabilmektedir. 

Kötü oluşturulmuş personalar, diğer bütün profillerin güvenilirliğini düşürebilir. Öte yandan personaların nasıl ve ne zaman kullanılması gerektiği noktasında kimi belirsizlikler ortaya çıkabilir. Ayrıca organizasyonu meydana getiren kişiler arasındaki iletişimin yeterince güçlü olmaması da personalardan yeterince verim alınamamasına neden olmaktadır. Cooper’ın eğitimleri; işte tam olarak bu noktada, persona yaratma süreçlerindeki olası aksaklıkları merkezine alıyor. Dilerseniz, kişiliğin ele alınış biçimini inceleyerek ilerlemeye devam edelim.

Kişilik Nedir?

Cooper’un yaklaşımına göre kişilik, üç temel türe ayrılır. Tüm bu türlerin de kendi içlerinde belli artıları ve handikapları söz konusudur. Bunları şu şekilde açıklamak mümkündür:

  • Pazarlama personeli
  • Proto – personalar
  • Tasarım personeli

Pazarlama personeli; ağırlıklı olarak satın alma süreçlerine, satış tercihlerine ve pazarlama/iletişim tarafına odaklanır. Ayrıca büyük ölçüde genel geçer aralıklar üzerinden açıklanırlar. (45-50 yaş aralığı, Çin’de yaşayan vs.) Pazarlama personeli, bu süreçte kitle davranışlarını belirtir; ancak neden-sonuç ilişkisi kurma noktasında eksik kalırlar. Hangi müşterilerin hangi tip ürünlere eğilimli olduğunu anlamak adına pazarlama personellerinin varlığı son derece kıymetlidir.

Proto-personalar, hakiki araştırmalardan referans alır ve daha çok zamanın ya da paranın yeterli olmadığı durumlarda tercih edilir. Cooper’ın yaklaşımına göre tasarım noktasındaki kararları organize etmek adına proto-persona tercih etmek, herhangi bir persona oluşturmamaktan çok daha iyidir. Buna rağmen kapsamlı araştırmalarla desteklenmeli ve doğrulanmalıdırlar.

Tasarım personeli ise, medya tercihlerinin ya da genel geçer satın alma reflekslerinin tersine, doğrudan kullanıcıların hedeflerini önemser. Bu noktada, saha araştırmalarında karşılaşılan gerçek insanlara dayalı olduğu için daha fazla güven verir. Ürün geliştirme aşamalarının tamamında organizasyona dahil olan herkesin “son kullanıcı”yı neden/sonuç ilkesi üzerinden anlaması çok önemlidir. 

Doğru Kişi Özellikleri Nasıl Olmalıdır?

Tasarım geliştirme süreçlerinde odaklanılan bir diğer konu da iyi bir kişide olması gereken özelliklerdir. Cooper, iyi ve doğru “kişi” özelliklerini, kursiyerlere şu şekilde açıklamaktadır:

  • Araştırma esnasında gözlemler sonucunda elde edilen verileri yansıtmalıdır.
  • Sadece var olan duruma odaklanmalılar, gelecek öncelikleri olmamalıdır.
  • İdealize edilmişten öte, gerçekçi olmalıdırlar.
  • Davranışlar, tutum, zorluklar, açı noktaları ve ihtiyaçlar, göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Zorlu bir tasarım hedeflenmelidir. 
Persona Yaratmada Karşılaşılan Sorular/Sorunlar

Yukarıda da belirttiğimiz gibi persona oluşturma konusunda henüz bazı kavramların herkes için tam anlamıyla oturmaması, belli soruların da havada kalmasına neden olabiliyor. Örneğin atölyede yer alan katılımcılar, daha çok aşağıdaki soruların cevapları konusunda belli endişeler taşıdığını ifade etmiştir:

  • Hedefleri müşteri tabanını genişletmek olan bir şirketin merkezini, bir tür bireysel kullanıcı karakterine dönüştürmek ne kadar ikna edici olabilir?
  • Sadece tek bir kullanıcıyı memnun ediyormuşuz gibi görünen bir algı söz konusu. Bu tuzaktan ne şekilde kaçmak gerekir?
  •  Oluşturulan kişinin talepleri, motivasyonu ya da ihtiyaçları, markanın iş kapsamına dahil değilse ne yapılmalıdır?
  • Oluşturulan “tek” kişiliğin özellikle gelir noktasında ne şekilde analiz edilebileceği ve ölçülebileceğini merak eden bir paydaşa nasıl bir geri dönüşte bulunmak gerekir?

Eeva Ilama’nın aktarımlarına göre atölyenin belli bir bölümü sadece bu tip sorulara ve yanıtlara ayrıldı. Bu bölümde inisiyatif alan Alan Cooper, kursiyerlerin sorularına yanıtlar vermeye çalıştı. Esasen Cooper, bir persona yaratmadaki mantığı, “Tek bir kişiyi memnun edip geriye kalanların onu takip etmesi” olarak açıkladı. Cooper’ın bu bölümde vurguladığı diğer düşünceleri şöyle özetlemek mümkün:

Hedeflerinizi genişletiyor olmanız, amacınızı da geliştiriyor olduğunuz anlamına gelmez. Geniş kitlelere ulaşılmak istendiğinde, tasarım sürecindeki işlevselliğin de olabildiğince bu geniş kitleye göre oluşturulması beklenir, oysa bu mantık ne yazık ki hatalıdır. Oysa birincil kişilik adına tasarımınızı ortaya çıkardığınızda, hem birincil kişiliğinizi mutlu ederseniz ve hem de ikincil kişiliklerinizi tatmin etmiş olursunuz. Eğer bir ürünü tüm kitle için tasarlamaya kalkarsanız, bu durumda kimseyi mutlu edemezsiniz. Bu, maalesef vasatı aşamayacak olan bir ürünün tasarım reçetesi olarak okunabilir.”

Makers Türkiye olarak, Yaratıcı Düşünce ve İnovatif Zihniyet (Fikirlere İnovatif Bakış), İnovatif Strateji ve Yol Haritası Oluşturma gibi birçok farklı konuda Danışmanlıklar ve workshoplar düzenliyoruz. Global kurumalarda da düzenlediğimiz Çıktı Odaklı Danışmanlık servislerimizden faydalanmak için bize ulaşın.

 

Size ulaşmamız için aşağıdaki formu doldurun.