Çevik Öğrenme ile İş Gücünü Dönüştürme

Konu sadece teknoloji değil, sadece işgücündeki ya da okul çağındaki eğitim düzeninin dönüşümünden de bahsetmiyorum. Konu,  eğitimin artık hayat boyu sürecek bir kavram haline gelmesi ve bunun hayatta kalmak için kaçınılmaz olması.

Okulun dönüşmesi zaten şart. Kurumsal dünyanın da “eğitim kültürü ve eğitim etkinliği” açısından dönüşmesi gerekiyor. Çocukların, gençlerin ve kurumsal çalışanların artık birbiri içine geçmiş “hayat fazlarının” her birinde hayata hazır olabilmesinden bahsediyorum.  Bu hayat fazları eskiden olduğu gibi pürüzsüz, net çizgilerle belirlenmiş bir eğitim, iş ve emeklilik dönemleri değil artık. Eğitim devamlı ve çevik halde olmazsa, maalesef “iş” de yok, değer de.

İş derken sadece bir kurumsal şirkette çalışmaktan bahsetmiyorum. İş 3.0 da denilen konseptin bir parçası olan “freelance ekonomisi/gig ekonomisi” de elbette önümüzdeki dönem gençlerin daha da fazla ilgi göstereceği yeni bir ekonomi. Ve hatta daha hırçın bir ekonomi. Yetkinliği gerçekten iyi olan, eğitimlerini iyi almış, deneyimlerini iyi gerçekleştirmişlerin hayatta kalacağı “survival of the fittest” ortamı diyebiliriz.

Bu durumda kurumsal çalışanlar için de farklı fırsatlar var. Deloitte’un yayınladığı iş gücü raporuna göre İngiltere’de son 15 yılda 800.000 iş yok olurken yerine 3 miyon iş fırsatı açılmış. Yeni dönem işlerin ortalama maaş artışı yıllık 13.500USD. Yani yeni işler daha fazla kazandıyor. Tek farkı yeni yetkinliklere sahip olmamız ve bunu hızla yapmamız gerekliliği.

Dünya bu hızda ilerliyor:

1) Yetkinlikler daha niş ama erişilebilir hale gelmiş durumda. Internet üzerinden yeni bir yetkinlik edinmeniz ve yine internet üzerinden bu yetkinliğinizi servise dönüştürüp kendi işinizi kurmak mümkün ve eskiye göre çok daha kolay.
2) Yapay zeka dediğimiz ve aslında çoğu kişinin tam olarak da bilmediği bu teknoloji bazı işlerin yerine geçiyor ve yeni işler doğuruyor. Bu yeni işlere doğru yetkinliklerimizi geliştirmemiz gerekiyor.
3) Silolar halinde çalışan büyük kurumsal şirketler daha düşük performans göstermeye başlıyor. Agile yapılar bundan kuruluyor. Ancak bu kültürel dönüşümün sağlanması için yoğun çaba, süreklilik, devamlı heyecan ve yenilenme gerekiyor. Bu danışmanlığı Makers Türkiye’den her zaman alabilirsiniz.
4) Eleştirel düşünme, akışkan düşünme, ortak çalışma, yaparak öğrenme kültürüne sahip olmayan kurumlar geriye düşüyor.

İşte durumlar böyle. Dünya buraya giderken, koşullar bu şekilde oluşmaya başlamışken, konuşma ve danışmanlık yapmaya gittiğim kurumlardaki çalışanların da bu konuda daha yeni yeni bilgi sahibi olduğunuz görüyoruz. İşin felsefi ve teknik detay bölümünü geçtim, dijital dünyada teknoloji okur yazarı olmayan o kadar fazla kişi var ki gidecek yolumuzun ne kadar uzun olduğu konusunda bize fikir veriyor. Genel kültür eskiden olduğu gibi sadece tarih, sanat, edebiyat, coğrafya, siyaset vb konularda genel bir bilgi sahibi olmak değil. Artık teknoloji de genel kültürün net bir parçası. Düşünsenize, bitcoin diye bir şey çıkıyor, 500 Milyar Dolarlık bir piyasa oluşturuyor, finans sektörü ile beraber tüm sektörleri derinden etkileyecek ve kurumunuzda bununla ilgili kimsenin haberi yok.  Kurumlarda da çok geçici ve kişisel inisiyatiflerle insanların öğrendiği ortamlar var. Ya da SpaceX’in de dahil olduğu uzay savaşları Amerika’yı kavururken, her adım başı yeni bio teknoloji firması açılırken, biz yine sadece izleyen oluyoruz. Yine sadece orada üretilenleri tüketen olacağız.

Peki sebebi nedir?

Sebebi açık: çevik öğrenme ortamlarımızı oluşturamıyoruz. Kendi konfor alanlarımızdan çıkmak istemiyoruz. Yeniyi öğrenme ve deneyimleme becerilerimiz, öğrenim hayatlarımız boyunca köreltilmiş. Hele ki sonrasında kurumsal hayatta ilerledikçe, herşey çok daha kolay, sınırlı, kurallı; ne gerek var ki yeni bir maceraya mantığı hakim oluyor. Öğrenmezsek, denemezsek sadece takip ederiz, yeni bir şey üretemeyiz.

Yapılması gereken nedir?
Nesta’nın yaptığı araştırmada çok açık şekilde ilk 5’te yer alan karar verme, fikirlerin akışkanlığı, aktif öğrenme ve orjinallik gibi yetkinlikleri öne çıkarak kurguların işyerine sokulması gerekliliği ortaya çıkıyor. Kurumsal şirketlerde de eğitimlerin sadece alınıp bittiği kurgularla değil, süregelen bir kültür haline getirilmesi, kendi kendine öğrenen ve öğreten bireylerin öne çıkarılması, öğrendiklerini uygulayabilecekleri yeni inovasyon platformlarının oluşturulması gerekiyor. MiniHackathon’larımız, teknoloji okur yazarlığı atölye çalışmalarımız, girişimcilik, inovasyon, fikir geliştirme ve tasarım odaklı düşünce atölyelerimiz ile beraber üretme, yapma, sunum yetkinlikleri, dijital yetkinlikleri ve takım olma yetkinliklerini geliştiren Siemens, Danone, Akkök Holding gibi Türkiye’nin önde gelen firmaları bu yola çıktılar. Sizleri de bekliyoruz: [email protected]

Yorum yap