Çalışan Bağlılığını Artırmanın Yolları Nelerdir?

Çalışan Bağlılığını Artırmanın Yolları Nelerdir?

Bugünün iş dünyasındaki geçer akçe; çalışanın bağlılığına, enerjisine ve katılımına güvenmek. Bu güven, kuruluşları ayakta tutmakla yetinmiyor, aynı zamanda geliştiriyor da. Hem yerel hem global rekabetten sıyrılabilmeyi başaran kuruluşların temel sırlarından biri, şüphesiz, kendilerine sadık çalışanlara sahip olmaları. Benzer özellikte bir kuruluş olmanın yollarını arayanlar için hazırladık: Çalışan bağlılığını artırmanın yolları nelerdir sorusunun yanıtını arıyoruz:

Çalışan Bağlılığı Neden Önemli?

Bugün, iş ortamının değişim hızı, dünyadaki değişim hızını yakalamış durumda. Bu, kuruluşların adapte olması ya da baş etmesi gereken çok fazla değişiklik olduğunu gösteriyor. Finansal hedeflere ulaşmak için sahip olunan zaman, eskiye kıyasla çok daha az. Dolayısıyla şirketler, kaynaklarını azaltarak daha çok üretim yapmak durumunda kalıyor. Bu noktada kuruluşların başarılı olmak için ellerinde tutmaları gereken anahtarsa çalışan bağlılığını artırmak oluyor.

Çalışan bağlılığının olmaması, bir kuruluş için çalışan sirkülasyonunun rutin olarak devam edeceğine işaret eder. Bir çalışandan verim alınmaya başlaması için en az altı ay beklenmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğundaysa sirkülasyon, kuruluş için üretkenlik kaybı anlamına gelir. ABD özelinde Gallup tarafından yapılan bir araştırma, bu kaybın yıllık 550 milyar ABD doları olduğunu ortaya koymuştur. Çeşitli gerekçelerle işten ayrılamama söz konusu olmasa dahi bir çalışanın çatısı altındaki kuruluşa bağlı değilse tam üretken olması mümkün değildir. Bu eksiklikse kuruluşların rakipleriyle girdikleri savaştan yaralı ayrılmasına neden olur. Çalışan bağlılığının ne kadar hayati öneme sahip olduğunu Gallup’un State of the Global Workplace adlı araştırma sonuçları da ortaya koyuyor. Dünya genelinde çalışanların %15’i işine bağlı; bu da onların ekipleri ile kuruluşlarının ilerlemesi için zaman, yetenek ve enerjilerini adamaya duygusal olarak yatırım yaptıklarına işaret ettiğini gösteriyor.

Çalışan Profili: Bir kuruluşta üç tip çalışan profili vardır: İşine bağlı olan, bağlı olmayan ve aktif şekilde bağlı olmayan. Sırasıyla ele alacak olursak iş gücünün %15’ini oluşturan işine bağlı kesim, kuruluşuna sadık ve duygusal olarak bağlıdır. Sorumlulukları dışına da çıkan bu çalışanlar, yeteneklerini açığa çıkaran roller üstlenir ve lider olma potansiyeli taşırlar. İş gücünün %67’sini oluşturan kesim, işine bağlı olmayanlar, rollerinden memnun olsalar da minimum seviyede üretim yaparlar. Onlar için kuruluşun hedefleri, kârı, üretkenliği, değerleri, misyonu, vizyonu vs. önem teşkil etmez. Kuruluş için bir tehdit gibi görünse de bu kesim, doğru bir yaklaşımla işine bağlı çalışanlar hâline gelebilir. İş gücünün %18’ini oluşturan aktif şekilde bağlı olmayanlar ise ortamda yarattıkları negatif havayla öne çıkarlar. Genellikle beceri sahibi uzmanlar olmaları nedeniyle diğerlerini etkileme güçleri vardır. Doğru yaklaşım, onları nadiren olumlu yönde değişmeye iter.

5 Adımda Çalışan Bağlılığını Artırmak

  • Doğru Rol Dağıtımı

Doğru rol dağıtımı yapmak, çalışan bağlılığını artırmanın ilk adımıdır. Bunun için elbette, doğru çalışanları kuruluş bünyesine katmış olmak gerekir. Doğru rolü üstlenen çalışanların mevcut ve geliştirilebilir yetenekleri, kuruluşun hedefleriyle bağdaşır. Bu da çalışanları mutlu kılarak işten ayrılma isteğinin ortaya çıkmasını engeller.

  • Eğitim Verme

Başarılı bir ekipten yoksun olan hiçbir yönetici ya da lider, güven ortamı ve “hesap verilebilirlik” kültürü yaratmayı veya katılımı geliştirmeyi umamaz. Dolayısıyla başarılı ekipler oluşturmak için çalışanların gelişimleri temel gereksinimlerden biri olarak görülmeli ve onlara en uygun eğitimler verilmelidir. Bağlı olduğu kuruluşun kendine olan katkısını bilen bir çalışanda bağlılık duygusunun artışa geçmesi kaçınılmazdır.

  • Anlamlı Görevler Verme

Birinci adımı tesis etmeden bu adımın atılması mümkün değildir. Çalışanların öncelikle doğru rolleri üstlendiğinden emin olunması, ardından anlamlı görevlerden mesul tutulması gerekiyor. Anlamlı bir görevi bulunanlar, kuruluşlarına bağlıdırlar ve kuruluşlarının hedefleri doğrultusundaki katkılarının bilincindedirler. Kendisine anlamlı görevler verilmemiş çalışanlar ise gelişmiş yetkinliklere sahip olsalar dahi kariyer ilerleyişlerindeki yol belirsiz olduğundan işten ayrılma eğilimine girerler.

  • Dönüş Alma

Günümüzde iş gücü, senede bir kez geri bildirim alma amacıyla yapılan geçmişteki kontrollerin aksine, düzenli bir kontrole ihtiyaç duyuyor. Rutin aralıklarla (haftada bir) dönüş alma, eksikliklerin ya da problemlerin erkenden teşhis edilmesi ve hızla düzeltilip israfın azalması anlamına geliyor. Ve elbette: Ne kadar az problem, o kadar yüksek çalışan bağlılığı!

  • Şeffaf Yaklaşım

Başarılı olarak addedilen yöneticiler ile liderlerin çalışanlarının bağlılıklarını artırma yaklaşımlarında şeffaf oldukları görülür. Yani, yönetim, bağlılığın artırılması için ekiple sürekli ve açık iletişim hâlindedir. Bunun için toplantılar düzenler, ortaya konan problemlerin çözümüne herkesi dâhil eder. Katılımcı yaklaşım kültürünün oluşması, çalışanların kendilerini değerli hissetmelerine neden olur. Elbette bu değer, makul fikirlerin uygulamaya alınmasıyla ortaya çıkar.

Bu beş adımı doğru okuyup uygulamaya alan kuruluşların çalışan bağlılığını artırarak daha fazla finansal getiri elde etmesi, rakiplerini alt etmesi ve parmakla gösterilen bir kuruluş hâline gelmesi kaçınılmazdır.

 

Size ulaşmamız için aşağıdaki formu doldurun.


bir yorum bırakın