Açık İnovasyon Modeli

Hizmet anlayışını değiştirmek ya da yeni ürünler geliştirmek adına şirketler inovasyon kültürünü benimsemek durumundadır. Teknolojinin rekabet avantajı yaratma noktasında belirleyici olmaya başlamasından dolayı şirketler, inovasyona daha fazla yatırım yapmaya başlamıştır.

Kurumsal işletmeler inovasyon sayesinde müşteri kitlesinin ihtiyaçlarını ve taleplerini daha sağlıklı bir şekilde analiz eder. Şirketler aynı zamanda bu kültürü, müşterilerini geliştirme sürecinin bir parçası haline getirir. Bu noktada özel olarak bahsedeceğimiz açık inovasyon kavramının “bilgi alışverişi” üzerine temellendiğini ifade edebiliriz. Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak benimsenmeye başlanan açık inovasyon modelleri üzerine detayları paylaşmaya devam edelim.

Açık İnovasyon Nedir?

Açık inovasyon; temel olarak yeni ürünler veya yaklaşımlar geliştirilirken iç ve dış kaynakların aynı anda kullanıldığı yapıyı ifade eder. Söz konusu kavram, akademisyenlerden farklı şirket çalışanlarına kadar geniş bir kapsamı içine alabilir. Bir anlamda inovasyonun odak noktası, şirketin içi ve dışı olarak kabul edilir. Şirketler genellikle şeffaflık politikalarını yanlış bir temel üzerine oturtur. Oysa açıklık felsefesine, birlikteliğe ve bilgi paylaşımına dayalı organizasyonların bugün özelinde daha doğru bir eğilim gösterdiğini belirtmeliyiz. Açık inovasyon modelleri bu açıdan zamanın ruhu ile örtüşen bir yaklaşımdır.

Açık inovasyonu bir şirket politikası haline getiren pek çok büyük şirketten bahsetmek mümkündür. Xerox, Intel ya da IBM, bu konuda akla gelen ilk örnekler arasındadır. Şirketler bu süreçte hem tedarikçiler ile hem de doğrudan tüketicilerle beraber ürün geliştirir. Bu noktada kurumsal işletmelere düşen asıl iş, açık inovasyon modellerini benimserken daha yaratıcı ve işlevsel yolları bulmaktır.

Kabul edileceği üzere pek çok tüketici, markalara dair zaman zaman yenilikçi fikirler üretir. Bu fikirler genelde şirketlere ulaşmadığı için unutulur ve tümüyle kaybolur. İşletmeler, yaratıcı pazar araştırma metotları ile bu tip fikirlerin kaybolup gitmesine engel olmaya çalışır. Fakat genel olarak AR-GE çalışmaları çok uzun bir süreci kapsayacağı için, işletmelerin tüketicilerle doğrudan etkileşim kurmaları daha etkili sonuçlar verecektir.

Kurumsal işletmeler, yenilikçi anlayışlarını organizasyona yansıtırken iki modelle karşılaşır. Bunlar, açık ve kapalı inovasyon olarak bilinen modellerdir. Şirket içi bilgi kaynaklarıyla yetinmeyerek dış kaynaklardan destek almak ve iş birliğini genişletmek, açık inovasyonu açıklayan unsurdur. Açık inovasyon modelleri içindeki teknolojik dönüşümün bir adım öteye taşınmasıyla beraber iş birliktelikleri daha çok dışarıya doğru genişler. Bu yönüyle kapalı inovasyondan temel düzeyde ayrılır. Daha çok yeni pazar ya da kaynak konusunda arayışları olan işletmeler için açık inovasyon son derece motive edicidir.

Yeni bir ürünü ortaya koyarken oluşacak risk görece azaltılır. Şirketler bu anlayış içinde dışarıdan gelebilecek her türlü bilgiye karşı son derece açıktırlar. Aslında bu, tam olarak inovasyonun ruhuna uygun bir yaklaşım olarak kabul görür. Açık inovasyon modellerinde kapalı inovasyona kıyasla esneklik ön plandadır. Fikri ilk bulan şirket olmaktansa etkili ve verimli bir iş modeli konusunda her daim arayış içindedir. Daha doğrusu önceliğini bu modele verir demek daha doğru olacaktır.

Açık İnovasyonu Farklı Kılan Noktalar

Açık inovayson genel olarak çok daha kapsamlıdır ve araştırmaya erişim çok daha kolaydır. Öte yandan maliyetlerin düşük olması da önemli bir avantaj olarak ön plana çıkabilir. Fikri mülkiyet konusunda zaman zaman sorunların yaşanması veya işi kontrol etmenin görece daha zor olabilmesi gibi durumlar da dezavantaj olarak sıralanabilir. Açık inovasyon kavramının yaygınlaştığı ilk zamanlarda bu modeli genel olarak teknoloji firmaları kullanırdı. Fakat daha sonraki dönemlerde farklı sektörlerde yer alan şirketler için de açık inovasyon yaklaşımlarının popülerlik kazandığını görüyoruz.

Açık ve kapalı inovasyonda çok bariz konsept farkları söz konusudur. Örneğin kapalı inovasyon modellerinde; sektörde yer alan uzman kişilerin şirket için çalıştığı düşüncesi vardır. Oysa açık inovasyonda şirketlerin düşüncesi şu şekildedir: Bütün uzmanlar bizimle birlikte çalışmaz. Kimi zaman işletme içinden kimi zaman da işletme dışından uzmanlarla çalışmalar yapabiliriz.

Diğer taraftan kapalı inovasyonda; bir fikri bulan, bir projeyi oluşturan kimse, piyasada onun yer alması gerektiği düşüncesi vardır. Oysa açık inovasyonda kar elde etmek önemli olduğu için piyasaya adımı ilk atan tarafın pek değeri yoktur. Kapalı inovasyonu benimseyen işletmeler, AR-GE’den kazanç elde etmek amacıyla yüzlerini içeriye dönerken açık inovasyonu benimseyen markalar her daim harici araştırma geliştirme değerleri yaratmaya açıktır. Açık inovasyon fikri bulmaktan öte fikirlerle en iyi iş modelini yaratmaya odaklıdır. Kapalı inovasyonda farklı firmaların inovasyondan kazanç sağlanması istenmez. Bu nedenle fikirleri ve geliştirme süreçleri genelde kontrol altında tutmaya çalışırlar.

İş birlikteliklerin merkezde yer aldığı, değer oluşturmanın öne çıktığı bir atmosferde inovasyon kavramı, doğal olarak şirket sınırları içinde sıkışmaktan uzaklaşıp işletmenin dışına doğru geçiş yapıyor. Şirketlerin kendi sınırlarını dışarıdan gelebilecek her türlü kaynağa ve bilgiye açabildiği bu özel yaklaşımı kendi şirketinize entegre etmek adına Makers Türkiye ekibinden profesyonel düzeyde danışmanlık desteği alabilirsiniz.

Size ulaşmamız için aşağıdaki formu doldurun.