2019 Yılında Türkiye’de Kadın Girişimci Olmak

Girişimcilik faaliyetlerinin yıldan yıla arttığı Türkiye’de girişimciler cinsiyetleri bakımından incelendiğinde erkeklerin hâkimiyetinin geçmişte olduğu gibi bugün de hâlâ devam ettiği açıkça görülüyor. Kadınlarının istihdama katılım oranı yaklaşık %35 olan Türkiye, bu oranı %50’nin üzerine çıkaramayan 6 ülke içerisinde yer alıyor (Diğerleri: Yunanistan, İsveç, Birleşik Krallık, Slovenya, İsviçre) ve bunun temel sebepleri arasında kalıplaşmış çevresel baskılar ile ön yargılar bulunuyor.

“Böyle bir ortamda kadın girişimci olmak neleri beraberinde getiriyor?” sorusunun yanıtlarına, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ile Türk Tuborg AŞ’nin ortaklaşa hazırladığı Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi-2019’u yorumlayarak ulaşmaya çalışalım. 

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi-2019’un Satır Aralarında Öne Çıkanlar

438 kadın girişimcinin katıldığı anket sonuçlarına göre hazırlanan Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi-2019 gösteriyor ki kadın girişimciler, ağırlıkla toptan ve perakende ticaret ile imalat sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin kurucusu (Bu şirketlerden 3’te ikisi ise yurt dışına da açılmış durumda.). 

Kendilerini “borçlarına sadık” olarak nitelendiren kadın girişimcilerin en büyük destekçileri ise yakınlarından sonra kendileri gibi girişimci olan kadınlar. Öte yandan kadınları birer girişimci olmaya teşvik eden unsurlar mevcut ya da muhtemel bir ihtiyaç ve fırsattan ileri geliyor.

Bugün girişimci kimlikleriyle karşımızda duran kadınların çoğunun girişimcilik faaliyetlerine başlamadan evvel herhangi bir işte görev almadığı, dikkatlerini kuracakları işe yoğunlaştırmış durumda oldukları görülüyor. Diğer yandan faaliyet gösterecekleri şirketleri için gerekli maddi desteği bankalardan değil, yakın çevrelerinden aldıkları ya da bu bu ihtiyacı karşılamak üzere özel sermayeli şirketlerle ortaklık yaptıkları görülüyor. 

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi-2019 verilerine göre kadınlar için girişimci olmak, olumlu pek çok sıfatı beraberinde getiriyor: güç, cesaret, özgürlük gibi. Büyükşehirlerde cesaret, kalan bölgelerde ise zorluklara karşı dik durma özellikleri baskın durumda. 

Makers Türkiye’nin ” Hepimiz girişimci olmak zorunda değiliz, ama girişimci gibi düşünmek zorundayız “düşüncesiyle yola çıktığı kurumlarda ekiplerin ve projelerin başarıya ulaşmalarını kolaylaştıran Girişimci Gibi Düşünmek Crash Course’umuzu 2 saatlik ya da 1 günlük kurgular ile kurumlarda gerçekleştiriyoruz. Bize ulaşın: etkiyarat@makersturkiye.com

Değerlendirmeler

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi-2019 çalışması, Türkiye’deki kadın girişimcilerinin mevcut durumunu gösterse de esasında yakın geçmiş ve gelecekte var olan/olacak kadın girişimciler için girişimciliğin beraberinde getirdiklerine ışık da tutuyor. 

Öncelikle belirtmek gerekir ki her ne kadar 21. yüzyılın ilk çeyreğine gelinmiş olsa da hâlâ kadın girişimciler sayıca erkek girişimcilerden az. Bu durum, kadın girişimcilerin seslerini yeterli ve beklenen düzeyde duyurmaları önündeki en büyük engel olarak yorumlanabilir. Öte yandan her ne kadar iddialı olsalar da kadınlar, hâlâ ön yargılarla savaşmak durumunda kalıyor ve bu ön yargılar kimi zaman maddi kimi zaman da manevi destek alamamalarına neden olabiliyor. Durum gösteriyor ki kadınlar için bu handikap, daha fazla çaba gösterme zorunluluğunu doğuruyor. 

Maddi gerekçelerle değil ortada bir fırsat görmeleri sebebiyle girişimcilik yapıyor olmaları da  gösteriyor ki kadınlar için faydalı olmak, kendini göstermek ön plana çıkıyor. Belki de bu nedenle maddi savaşların ortasında ayakta kalmaya çabalıyor kadın girişimciler. 

Tüm bunlara karşın kadın girişimcilerin sayıları arttıkça daha da güçlendiği ve söz sahibi olarak dünyada iz bırakmaya başlayıp ülkenin kalkınmasına katkıda bulunduğu da yadsınamaz bir gerçek.

 

Size ulaşmamız için aşağıdaki formu doldurun.


*

bir yorum bırakın