Sağlık Sektöründe İnovasyon ve İnsan Odaklı Yeni Yaklaşımlar   

Avrupa ve Amerika’daki sağlık endüstrisi uzun zamandır geleneksel inovasyon modelleriyle çalışıyor. Bu modellerin ticarileştirilme aşamaları basit bir araştırmadan sonra laboratuvar ortamlarında araştırma, geliştirme ve ardından direkt olarak hastalar üzerine uygulama şeklinde gerçekleşiyor. Lab-bench to bedside adı verilen bu inovasyon yaklaşımının gelişmesi ve ardından pazara girmesi yıllar alabilir. Üstelik sonuçlar teknik açıdan uygulanabilir olsalar da hastalardan elde edilen çok az bir bilgi birikimiyle elde edilmiş olan bu sonuçlar diğer hastalara uygulandığında genellikle sonuçlar vasat oluyor.(Bunu en iyi acı veren bir mamografi tecrübesine katlanmak zorunda olan kadınlar bilir.)

Dünya çapında sağlık kuruluşlarında ortaya çıkan  yeni bir gelişme ile tasarımda insanı merkeze koyarak kolektif yaratım süreçleriyle inovatif yaklaşım ve çözümler ortaya çıkarılıyor. Bu çözümlerin en büyük avantajı tabi ki hastalar açısından çok daha memnun edici olması. İkinci en büyük avantajı ise projelerin hayata geçirilme süresinin çok daha kısa olması.

Bu modelin uygulandığı merkezlerin üçünü yakından inceledik: Imperial College London’daki  Helix Sağlık Merkezi, Mayo Klinik’deki İnovasyon Merkezi ve Massachusetts Genel Hastanesi’ndeki Tıbbi Teknolojiler Konsorsiyumu. Her biri disiplinler arası inovasyon laboratuvarlarına sahip inovasyon süreçlerinin başında klinik çalışanlarının ötesinde çeşitli paydaşları içerir; (tasarımcılar, iş ortakları, mühendisler ve hastalar) ve son kullanıcıları kendi ihtiyaçları doğrultusunda çözümleri özelleştirmeleri konusunda yönlendirirler.

İnovasyon Merkezleri:

Helix Sağlık Merkezi, Londra’nın en işlek hastanelerinden biri olan ve penisinilin keşfedilmesi dahil zengin bir inovasyon mirasına sahip olan  St. Marys ’in bünyesinde yer alan bir pop art tasarım stüdyosudur. Royal Collage of art ve Imperial Collage London bünyesindeki Institute of Global Health Innovation’ın joint projesinde tasarımcılar ve mühendisler problemleri belirlemek ve çözüm üretmek üzere klinik personelleriyle yakın kontakta çalışırlar. Bu proje sayesinde St. Marys’in bünyesinde ilk kez klinik personelleri, tasarımcılar ve mühendisler bir araya gelmiş oldular.

Bu işbirliğinin meyveleri Helix Centre’ın Amber Care adlı planında alınmaya başlandı.(Amber Care Plans ) Life care kavramını bitirmeye odaklanan bu yaklaşım, kullanımı basit ve etkili bir application sayesinde hastaların taleplerinin dikkate alındığı ve hastaların kendi health care programlarını yaratma imkanı sunuyor  Helix Centre’dan başka bir başarılı proje daha;  ReSPECT adında tüm ülkedeki sağlık profesyonellerinin kullandığı yeni bir acil durum uygulama planı geliştirildi. Bu proje ile hastaları ve evde bakım yapan hasta bakıcıları destekleyen duyarlı chat bot ve voice servisleri geliştiriliyor.


Bünyesinde tasarımcıları barındıran ilk sağlık innovasyon merkezi olan Mayo Clinic Center for Innovation (CFI) 2008’de kuruldu. Mottosu ise ‘hastaların ihtiyaçları önce gelir’. Servis tasarımcıları, bilgi yönetim uzmanları ve hastane personellerinden oluşan bir ekip yıllardır değişmeyen klinik çalışma odalarının tekrar dizayn edilmesinden e-danışman, video visits gibi pek çok teknolojik uygulama projesini birlikte yürütüyorlar.

Massachusetts General Hospital’s Center bünyesindeki CAMTech, özgün çözümler tasarlamak için hack-a-thonlar, ödül programları ve iş hızlandırma aktiviteleri düzenlemek için disiplinler arası takımları bir araya getirdi.

(CAMTech) Bünyesinde 4300 mühendis, klinik çalışanı, girişimci ve 700’den fazla tasarımcıyı bünyesinde barındıran bir açık inovasyon platformu. Bir fikir yaratımı için spesifik bir sağlık sorunu konusunda genellikle 2 günlük hack-a-thonlar düzenleniyor. Örneğin 2015 yılında 200 inovatör hack-a-thon bünyesinde (global Zika Innovation hack-a-thon) 48 saat boyunca beyin fırtınası yaptıktan sonra virüsleri yok edecek 15 çözüm önerisi yarattılar.

2016’da Massachusetts’de düzenlenen başka bir etkinlikte opioid (vücutta morfin gibi etki gösteren kimyasal maddeler) kullanım krizine odaklanarak 18 inovatif öneri yarattı.

Başka bir hackatonda ise  Augmented Infant Resuscitator  adı verilen bir cihaz geliştirildi. Yeni doğan ölümlerini azaltmayı amaçlayan, ucuz ve kullanımı kolay olan bu cihaz hemen hemen her oksijen maskesine veya ekipmanına takıp çıkarılabiliyor. Yapılan araştırmalara göre dünya çapında yılda yaklaşık 1.8M yeni doğan, nefes problemleri yüzünden ölüyor. Proje ekibinin iddiasına göre eğer doğumu yapan kişiler doğru müdahalede bulunacak yetkinlikteyse ve doğru ekipmanlara sahipseler aslında pek çoğu hayata döndürülebilir. Cihaz tam da bu noktada devreye giriyor. Proje şimdiye kadar Grand Challanges Canada’dan 2 milyon dolarlık yatırım ödülü kazandı ve şu anda Ghana, Uganda ve Hindistan’da deneme aşamasında. Doğum ekiplerindeki hastane personellerine veya doğumu gerçekleştirilen kişilere eğitimler veriliyor. Ürün yakında ticari hale gelecek.

Tüm bu projelerin ortak amaçları sağlık sektörüne daha fazla insancıl yaklaşımlar getirmek, ilaç kullanımlarını azaltmak ve hastaları işbirliğinin merkezine koyarak hasta memnuniyetini arttırmak.

Bir inovasyon haberi de Türkiye’den; Zeynep Kamil Hastanesinin inovatif hemşireleri annelerin hayatlarını kolaylaştıracak inovatif aletlere imza attılar. Dört yılda 150 inovatif ürün geliştiren hemşireler geliştirdikleri 3 ürün için patent almayı başardılar. Bunlardan ikisi;

Ağlama sensörü

Ve omuza entegre serum askısı

Yazar: Berat Beyhan 

 

Kaynaklar; Harward Business Review ( Putting Humans at the center of Health Care Innovation) ve Milliyet Sağlık (Mucit Hemşireler İş Başında)

CEVAP VER

Yorum
Lütfen adınızı giriniz